Beytü'l Hikmet kapılarını; düşüncenin derinliğine inen yazarlara ve hakikati arayan okurlara açıyor. Bilginin paylaştıkça çoğaldığı, fikrin nezaketle yoğrulduğu bu platformda siz de yerinizi alın.
🌟 Neden Beytü'l Hikmet?
Yazar Olun:
Fikirlerinizi geniş kitlelere ulaştırın, kalıcı izler bırakın ve entelektüel birikiminize değer katın.
Okur Olun:
Seçkin içeriklerle ufkunuzu genişletin, güncel ve derinlikli bakış açılarıyla tanışın.
Ben Anadoluyum...
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...
Şükrederek, kalktığım sofralarımda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.
Hasta...
Yavuz Bülent BÂKİLERTamamını oku →
BERGÜZİDE
ANADOLU
Yavuz Bülent BÂKİLER
Ben Anadoluyum...
Yıllar yılı susuz kaldım, yıllar yılı aç...
Şükrederek, kalktığım sofralarımda
Ya soğan ekmek olur, yahut bulamaç.
Hastalarım ölüm yataklarında
Ne doktor yüzü gördüm, ne ilaç.
Zaman zaman nankör çıktı büyütüp okuttuğum, Gölge vermedi çok kere diktiğim ağaç...
Devlet denince hep vergi geldi aklıma
Jandarma deyince kırbaç...
En gümrah ırmaklarım boşuna akıp gitti
Üç beş adım ötesinde toprağım vardı kıraç.
Gittim, yiğitçe döğüştüm gazâ meydanlarında
Ne tak-ı zaferler istedim, ne taç...
Savaşta çiğnetmedim hilâli düşmanlara
Barışta düştü üstüme gölge gölge haç...
Yolsuz, okulsuz köylerim, kasabalarım hâlâ
Alın terine muhtaç...
Ben Anadoluyum, acılı, mahzun;
Bende bitmez tükenmez dert kulaç kulaç...
BERGÜZİDE
Niyaz
Nedir, küçük bir tohumun kaderi nedir?
Kim görebiliyor ona bakınca,
Acep bir tohumcuk neye gebedir?
Neden sır vermiyor kader insana?
Rabbim! Kat...
Kadir MısıroğluTamamını oku →
BERGÜZİDE
Niyaz
Kadir Mısıroğlu
Nedir, küçük bir tohumun kaderi nedir?
Kim görebiliyor ona bakınca,
Acep bir tohumcuk neye gebedir?
Neden sır vermiyor kader insana?
Rabbim! Kat kat esrar perdesi altında kalan,
Her şeyin üstünde sathî ve yalan
Bir kabuk aldatıp beşeriyeti;
Bir bileği taşının çarkından çıkan,
Kıvılcımlar kadar fani, ömürsüz, cılız,
Işıklarla avutup gider!
Üstelik vermişken nice peygamber,
Evliya, asfiya meçhulden haber;
Kaderin kapısı kilitli hala!
Her şeyin derunu gizli bir mahzen!
Kader lütfederse yaban incirlerine,
Kayalar üstünde bir hayat verir.
Eğer dilemezse o bir tohumu,
Bir tırtıla veya kuşa yedirir;
Hem de en münbit toprağın olduğu yerde!
Çünkü her tohum gebe değildir başka bir ferde,
Yalnız kendi nefsini taşır bazısı.
Ama öyle yazılmışsa yazısı,
Kimi bazen milyonları yüklenir,
Ardından neslinin ummanı gelir!
İnsan da bir tohum, his de fikir de...
Eğer bunlar için Rabbim diler de,
Engin bir bereket takdir ederse,
Neye baliğ olur her biri en son?
Kim sığdırabilir bunu idrake? Hiç kimse... Hiç kimse...
Aciz bir kulun olduğuma bakmayıp Rabbim...
Nasıl bir davaya giriştim, aman!
Fakat ümit ederim Sahibi-i Kerem olan Senden,
Salah-ı hal eyleyip bana ihsan...
Sonra bütün his ve düşüncelerimi,
Şerefli rızan ile kılıp me\'luf ve beraber...
Ve içine derç eylediğim kelimelerim
Ve kendine dost olarak seçtiğin Büyük Peygamber...
Hakkında izhara çalıştığım his ve fikirler,
Senden, engin bir ilhama mazhar olsun, dilerim!
Ve içine derç eylediğim kelimelerin
Bi-hudut bereket olsun kaderinde.
Onun ümmeti ile birlikte bu fakire de,
Öyle bir imanlı teselsül bereketi ver ki;
Ardından iman kafileleri
Ta ebediyete varsın!
Rahmeti her şeyi aşmış olan Sen,
Kerem sahibi Allah’sın.
Lütuf sahibi Allah’sın.
BERGÜZİDE
Bu Vatan Kimin?
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan oca...
Orhan Şaik GökyayTamamını oku →
BERGÜZİDE
Bu Vatan Kimin?
Orhan Şaik Gökyay
Bu vatan toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır,
Bir tarih boyunca onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir.
Tutuşup kül olan ocaklarından,
Şahlanıp köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından
Alnına ışıklar vuranlarındır.
Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır.
İleri atılıp sellercesine
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine
Şu kara toprağa girenlerindir.
Tarihin dilinden düşmez bu destan,
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı yakut olan bu vatan
Can verme sırrına erenlerindir.
Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlusundan görenlerindir.
BERGÜZİDE
Anadolu Sevgisi
Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör
Her haftası bayram, her günü düğün;
Hele yaylalara çıkılsın da gör
Bilm...
Abdürrahim KARAKOÇTamamını oku →
BERGÜZİDE
Anadolu Sevgisi
Abdürrahim KARAKOÇ
Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
Hele boz dumanlar çekilsin de gör
Her haftası bayram, her günü düğün;
Hele yaylalara çıkılsın da gör
Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
Kağnılar yollarda yoncalar dizde...
Saydıklarım damla değil denizde,
Hele bir ekinler ekilsin de gör
Görmedin sen bizim mavi suları,
Karlar eriyince kırar yuları...
Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
Hele taştan taşa dökülsün de gör
Sen bizim köyleri görmedin ki hiç..
Yolları toz, çamur, evleri kerpiç
O kirli kabukta, o en temiz iç;
Hele bir yakından bakılsın da gör
Anlamaz bilmezsin sen bizim halkı;
Sevgiyi bulasın yakına gel ki..
Kalıplar gerçeği göstermez belki,
Gönül perdeleri sökülsün de gör
BERGÜZİDE
AKINCILAR
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz g...
Yahya Kemal BEYATLITamamını oku →
BERGÜZİDE
AKINCILAR
Yahya Kemal BEYATLI
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı, ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!"
Bir yaz günü geçtik Tuna'dan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüz de
Hâlâ o kızıl hâtıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar. ( Bakara S. 269. Ayet)
Hadis-i Şerif
İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyle sevabı devam eder: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kend...
İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyle sevabı devam eder: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat.
(Müslim, Vasiyyet 14; Ebû Dâvûd, Vesâyâ 14)